24/7/2007 - Antalya turist sayısında rekor kırdı

Antalya, yılbaşından bu yana hava yoluyla gelen turist sayısı bakımından, ''Turizmde en iyi yıl'' olarak bilinen 2005 rakamlarını da geçerek yeni bir rekora imza attı.
Kültür ve Turizm Müdürlüğünden yapılan açıklamada, Antalya'ya hava yoluyla gelen turist sayısındaki yükselişin devam ettiği belirtildi. Dün itibariyle, yılbaşından bu yana Antalya'ya hava yoluyla gelen turist sayısının 3 milyon 840 bin 784'e ulaştığına yer verilen açıklamada, geçen yılın aynı döneminde Antalya'ya hava yoluyla 3 milyon 383 bin 482 turist geldiği hatırlatıldı.
Kültür ve Turizm Müdürlüğü istatistikleri, Antalya'ya hava yoluyla gelen turist sayısının, ''Turizmde altın yıl'' olarak bilinen 2005 rakamlarının da üzerine çıkıldığını gösteriyor. Antalya'ya 2005 yılı 1 Ocak-23 Temmuz döneminde 3 milyon 740 bin 199 turist gelmişti.
2 GÜNDE 100 BİNDEN FAZLA TURİST
İstatistiklere göre, iki ayrı dış hatlar terminalinin bulunduğu Antalya Uluslararası Havalimanı da temmuz ayında hareketlendi.
1 Temmuzdan 23 Temmuza kadar Antalya'ya hava yoluyla gelen turist sayısı 949 bin 369'a ulaştı. Antalya Havalimanının yalnızca ''Gelen yolcu'' terminalinde günlük ortalama 41 bin 277 yolcunun Türkiye'ye giriş işlemi yapılıyor.
Antalya Havalimanı, milletvekili genel seçimlerinin yapıldığı 22 Temmuz Pazar günü de hareketli saatler geçirdi. Seçimin yapıldığı gün, Antalya'ya 54 bin 142 turist geldi. 21 Temmuz Cumartesi günü ise 47 bin 716 turist tatil amacıyla Antalya'ya gelmişti. 21 ve 22 Temmuz tarihlerini kapsayan geçtiğimiz hafta sonu Antalya'ya gelen turist sayısı böylece 101 bin 858'e ulaştı.
Antalya'ya hava yoluyla gelen turist sayısının ay sonuna doğru daha da yoğunlaşması ve Antalya Havalimanından bir günde giriş yapan turist sayısının, 29 Temmuza denk gelen pazar günü 60 bine ulaşması bekleniyor.
Antalya Havalimanı da özellikle hafta sonları yoğun bir uçak trafiğine sahne oluyor. Kimi hafta sonları günde 500'e yakın uçak iniş ya da kalkış yapıyor. Bu da her 2.5-3 dakikada bir uçağın iniş ya da kalkış yapması anlamına geliyor.
|
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
24/7/2007 - Turizmin parlayan yıldızı Beypazarı

Binlerce yıllık kültürel zenginlik ve doğal güzelliklere sahip olan Ankara'nın Beypazarı ilçesi, yerli ve yabancı turistlerin ilgi odağı oldu. Çok sayıda medeniyete ev sahipliği yapan, tarihi İpek Yolu üzerindeki Beypazarı'nda, en çok ilgiyi tarihi konaklar çekiyor.
Turizmin parlayan yıldızı Beypazarı
Binlerce yıllık kültürel zenginlik ve doğal güzelliklere sahip olan Ankara'nın Beypazarı ilçesi, yerli ve yabancı turistlerin ilgi odağı oluyor. Çok sayıda medeniyete ev sahipliği yapan, tarihi İpek Yolu üzerindeki Beypazarı'nda, en çok ilgiyi tarihi konaklar çekiyor..
Belediye Başkanı Mansur Yavaş, yaptığı açıklamada, 6 yıl önce ilçeyi açık hava müzesi haline getirmek amacıyla başlattıkları Beypazarı Yeniden Projesi (BEYAP) kapsamında, ilçede bulunan 3 bin 500 konaktan 550'sinin restorasyonunu tamamlayarak turizme kazandırdıklarını söyledi.
Çeşitli kurum ve kuruluşların desteğini alan projeyle sürdürülen restorasyon çalışmaları için gerekli bütçenin tamamına yakınının sponsorlar tarafından sağlandığını belirten Yavaş, şunları kaydetti: ''Şu anda Beypazarı'nda tarihi konakların yanı sıra aslına uygun olarak restore edilip tamamlanan 30 sokak bulunuyor. Bu sokaklar arasında bulunan apartmanlara da ahşap görüntü verilerek bütünlük sağlanmış durumda. Tamamına yakınında oturulan tarihi evlerde, dolayısıyla eski kültür de devam ediyor. Konakların yanı sıra 200 yıllık bir tarihe sahip 600 dükkan kapasiteli Beypazarı Çarşısını da restorasyon çalışmaları kapsamına alarak işletmelere açmayı planlıyoruz.''
3 BİN KONAK SIRA BEKLİYOR
Hedeflerinin kalan 3 bine yakın konağın restore edilmesi olduğunu anlatan Yavaş, şöyle devam etti: ''Ancak, maddi imkansızlıklar nedeniyle hedefimize giden yolda büyük zorluklarla karşılaşmaktayız. Bunları aşmak için kararlı, projelerimizi destekleyecek, toplumdan aldığını topluma vermeyi ilke edinen, Türkiye'nin geçmişi ve geleceği arasında köprü kuran bu miraslara katkıda bulunma sorumluluğu taşıyan, kurum ve kuruluşlarla beraber hedefe ulaşmanın gurur ve mutluluğunu birlikte yaşayalım istiyoruz.''
Binlerce yıllık kültürel zenginliği ve doğal güzellikleriyle turizm cenneti olan Beypazarı'nın, yapılan çalışmalar sonucunda yerli ve yabancı turistlerin ilgi odağı olduğunu vurgulayan Yavaş, şunları kaydetti: ''Tarihi konakların yenilenmesi Beypazarı'ndaki turizm potansiyelini olumlu yönde etkilerken, yaptığımız kapsamlı turizm ve tanıtım çalışmaları sonucunda ilçeye gelen turist sayısı son 6 yılda yüzde 1000 oranında arttı. Resmi rakamlara göre 1999 yılında 2 bin 501 olan turist sayısı geçen yıl 250 bine ulaştı. Beypazarı'na gelen turist sayısı her geçen gün artıyor. Hedefimiz önümüzdeki 5 yıllık sürede ilçede 1 milyon turisti ilçemizde ağırlamak.''
|
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
22/7/2007 - Püfür püfür tatiller
Yazın en sıcak günlerinde terlemeden gezebileceğiniz, ruhunuzu serinletebileceğiniz, içinizdeki kaşifi kıştırtabileceğiniz bir tatil rotası arıyorsanız çantanızı hazırlayın. Barhal Vadisi’nde bulutların üstündeki balkonlarda kahvaltı yapıp, yeşilin binbir tonunu keşfedeceksiniz. Kapuzbaşı Şelaleri’nde yeraltı nehirlerinin dağı yarıp fışkırdığı şelaleri gördüğünüzde şaşıracaksınız.
Erikli Şelalesi’ne gittiğinizde İstanbul’un yanı başındaki güzelliği bugüne kadar bilmediğinize hayıflanacaksınız. Kaz Dağları’nda efsanelerin izinden yürüyüp, Namrun’da iki akarsunun kayalara oyduğu mucizeyle karşılaşacaksınız. Atlas Dergisi’nden Yıldırım Güngör, püfür püfür bir tatilin hayalini kuranlar için yazdı.
BARHAL VADİSİ
Karlı dağların eteğinde turkuvaz göllerin kıyısında
Artvin’in Yusufeli ilçesi yaz aylarında kavrulur. Ama 60 km uzaklıktaki yaylalarda, köylüler akşamları soba yakar. İlçeden ayrılan yol, yükseldikçe sıcaklık yavaş yavaş düşmeye başlar. Muhteşem bir vadiden akan Barhal Çayı’nı geçersiniz. Uzakta, zirvesi karlı dağları görürsünüz. Sarıgöl nahiyesinden sonra hissedilen esinti yaylalara yaklaşınca ferahlatan bir serinliğe bırakır yerini.
Huzur dolu, serin bir tatil özlüyorsanız Barhal Vadisi’ne gitmenizi tavsiye ediyorum. Önce Yaylalar Köyü’ne uğrayın. Birkaç gün burada kaldıktan sonra, daha aşağıdaki Barhal’a inerek birkaç gün de burada geçirin. Yaylalar Köyü’nde pansiyonda kalabilir, çevreye günübirlik yürüyüşler yapabilirsiniz. Muhteşem vadiler, yaylalar, buzul gölleri sizi bekliyor. Bu mevsimde, yol boyunca doyasıya dağ çileği yiyebilirsiniz. Çayırlarda büyüleyici güzellikte soğanlı bitkilerle karşılaşabilirsiniz.
BULUTLARIN ÜSTÜNDEKİ BALKONLAR
Bulut vadisi, adını Bulut Dağları’ndan almış. Başından hiç eksik olmayan bulutları ve küçük derelerdeki, çiçeklerden hiç ayrılmayan kelebekleriyle olağanüstü bir yer. Vadinin bitiminde devasa bir piramit gibi yükselen Bulut Tepe’nin dibinde Şeytan Gölü yer alıyor. Suyuna ayaklarınızı soktuğunuzda bırakın serinlemeyi, üşüyebilirsiniz bile. Deniz Gölü ise vadideki en muhteşem göl. Tabii bu göle ulaşmak için biraz zahmete katlanmanız gerekecek...
Yaylalar Köyü’nün Mikeliz mahallesine bağlı Aşağı ve Yukarı Sakura yaylaları görülmesi gereken yerler. Granit blokların üzerine inşa edilmiş yaylalarda bazı yayla evlerinin balkonları uçurumun üzerinde.
Barhal’da, Marsis Otel veya Karahan Pansiyon’da kalmanızı öneririm. Bölge, Yaylalar Köyü’ne oranla daha aşağılarda olmasına karşın ferahlatıcı serinliği burada da hissedeceksiniz. Barhal’dan günü birlik gezi için Karagöl’e gidebilir, araç kiralayarak Özgüven Köyü’ndeki Ciro Şelalesi’ni keşfedebilirsiniz. Her iki köyde de yaban hayat çok yaygın. Son yıllardaki koruma çalışmaları sayesinde yabani havyan sayısında bir atış görülmeye başlandı. Marsis otelde bir sabah uyanıp balkona çıktığınızda karşı yamaçlarda göreceğiniz yaban keçileri veya ayılar sizi hiç şaşırtmamalı.
Yaylalar Köyü: Çamyuva Pansiyon (0466 8322001); Barhal: Marsis Otel (0 466 8262002), Karahan Pansiyon (0466 8262071)
KAPUZBAŞI ŞELALELERİ
Deresi, nehri olmayan şelaleler diyarı
Kayseri’nin Yahyalı ilçesine bağlı Ulupınar Köyü (Barazama), büyük kentlerin boğucu havasından sıkılıp, birkaç günlüğüne kaçmak isteyenler için ideal. Eğer lüks aramıyorsanız ve doğayla baş başa birkaç gün geçirmek istiyorsanız hiç durmayın. Şelale, genellikle bir derenin veya nehrin yüksek düşme noktalarında oluşur. Bu bölgede şelaleler, deyim yerindeyse, dağların bağrından fışkırıyor. Yani ortada bir nehir veya dere yok. Orta Toroslar’ın karstik boşluklarından yukarı doğru çıkan yeraltı nehirleri Ulupınar’da dağları delip yeryüzüne çıkıyor, yedi şelaleyi oluşturuyor.
MANZARA YOLU UNUTTURACAK
Dağlardan çıkan sular Zamantı Irmağı’nın en büyük kollarından birini besliyor. Kapuzbaşı Köyü, Yahyalı’ya 85, Kayseri’ye ise 185 km uzaklıkta. Yahyalı ile Kapuzbaşı arasındaki yol çok iyi değil. Yine de köye yerleşip, şelalelerin karşısına oturduğunuzda ne yorgunluk kalacak ne de büyük kentlerin sıkıntısı. Yere çarpan suların yarattığı serinlik kısa sürede bu ilginç dünyayla farklı bir ilişki kurmanızı sağlayacak.
Yürüyüşü sevenler, biraz kondisyonu olanlara güzel bir rota önermek istiyorum: Bir araçla Hacer boğazının dibine kadar gidin. Yamaçtaki patikayı takip edin. Yaklaşık 150 dakika sonra, Direktaş Zirvesi’nin dibindeki Yedigöller’e varacaksınız. Hava kaç derece olursa olsun gölgeye girdiğinizde ürperdiğinizi hissedeceksiniz. Fotoğraf makinenizi yanınıza almayı unutmayın.
Ulupınar’da belki çok fazla konfor yok. Konaklama olanakları çok sınırlı. Bazen elektrik bile kesiliyor ama sessizlik, dinginlik ve sadece serinlik istiyorsanız mutlaka buraları görün, birkaç gün geçirin. Uçar Turistik Tesisleri (0352 6171092)
ERİKLİ ŞELALELERİ
İstanbul’un yanı başındaki doğa hazinesi
 İstanbul bu aralar sıcaktan kavruluyor. Dergilerde veya belgesellerde gördüğümüz şelalelerde sanal olarak serinlemeye çalışan o kadar çok ki. Ne kadar da özlemle bakarız gürül gürül akan şelalelere. Hangimiz dilemeyiz ki o an orada olmayı, o şelalenin altına girmeyi. O anı düşünmek bile serinletir ruhumuzu. Oysa istersek eğer, böyle bir anı günübirlik geziyle yaşamak mümkün. Yapacağımız tek şey arabamıza atlayıp Yenikapı - Yalova feribotuna binmek. Yalova’dan Çınarcık yönüne ilerleyip, Teşvikiye Köyü’ne varmanız en fazla bir saat sürer. Aracınızı burada bırakın. Orman içinden yürüyerek çıkacaksanız bölgeyi iyi bilen bir rehber alın. Bu sayede, yol üstündeki dere boyunca birkaç büyük şelale sistemini görebilirsiniz. Her biri diğerinden daha güzel, daha görkemli.
KAYANIN ARKASINA SAKLANMIŞ
Yürümekten pek hoşlanmıyorsanız, Erikli Yaylası yoluna sapın. Bir zamanlar araçların gidemeyeceği kadar kötü olan yol, Yalova Valiliği’nin çabalarıyla düzeltildi. Artık araçla yaylaya kadar gitmek mümkün. Oradan büyük şelaleye varmanız beş - on dakikanızı alacak. Dere kenarındaki patika kısa sürede sizi şelaleye ulaştıracak. Şelaleyi ilk gördüğünüzde çok etkileneceksiniz. Siz manzaranın tadını çıkarmaya, serinlemeye çalışırken çevredekilerin sağdaki kaya blokunun üzerinden yükseklere çıktığını göreceksiniz. Dik gibi gözüken, 50 metrelik bu kaya gözünüzü korkutmasın. Kolayca çıkacaksınız. Son metrelerinde büyük bir uğultu duymaya başlayacaksınız. Bir anda karşınıza 20 metreden dökülen ve önünde oldukça geniş bir gölet bulunan şelale çıkacak. Burada mutlaka suya girin. Gerçek serinliğin (daha doğrusu üşümenin) ne olduğunu anlayacaksınız. İstanbul’a bu kadar yakın olmasına rağmen hak ettiği ilgiyi görmeyen Erikli Şelaleleri, orman içinde saklanmış gerçek doğa hazineleri. Artık biliyoruz ki bu hazineler sadece bizim için değil tüm doğal çevre için çok değerli. Eğer günübirlik seyahatin sizi yoracağını düşünüyorsanız, dönüş için telaş etmeyin. Çınarcık’ta her bütçeye, beğeniye uygun pansiyon bulmak mümkün.
KAZ DAĞLARI
Avrupa’nın en bol oksijenli dağlarından 
Ege’nin yakıcı sıcağından bunalanlar için serin mi serin bir kaçış noktası. Temmuz ortalarında dağın yüksek kesimlerinde ürperdiğinizi, hatta üşüdüğünüzü hissedeceksiniz. Kanyonlardan akan sularında yüzebilir, dağ yollarında otomobille dolaşabilir, 1400 metre rakımlı Kapıdağ yangın istasyonundan Edremit Körfezi’ne kuş bakışı bakabilirsiniz. Dağın bağrındaki Yörük köylerinde hoşça vakit geçirebilirsiniz. Kaz Dağları, doğa güzelliğinin yanı sıra mitolojik öyküleriyle, efsaneleriyle de ünlü. Truva savaşlarının baş aktörlerinden Paris burada çobanlık yaparmış. Dünyanın ilk güzellik yarışmasının bu bölgede yapıldığı söylenir. Sarıkız efsanesi bugün bile dilden dile dolaşıyor. Dağlar, Sabahattin Ali’nin romanlarına da ilham kaynağı olmuş.
OFF ROAD ROTASI
Edremit Körfezi’nden dik bir eğimle yükseliyor Kaz Dağları. Etrafında, irili ufaklı bir çok kanyon oluşmuş. Çoğundan serin sular akıp, denize karışıyor. Bölgedeki derelere yazın en sıcak günlerinde bile girmek çelik gibi bir beden gerektiriyor. Bunlardan en önemlileri Şahinderesi Kanyonu. Bazı bölümleri tehlikeli olduğu için kanyona rehbersiz girilmesine izin verilmiyor. Yine de turizm şirketlerinin gözdesi. Şahinderesi’ne düzenlenen off road turları çok ilgi görüyor.
Sahilden yukarıya doğru çıkıldığında Kaz Dağları’nın kendine özgü mikroklimatik özelliklleri hızla kendini gösteriyor. Sahilin sıcaklığı yerini serin ve nemli bir havaya bırakıyor. Bu sayede bölgede, dünyanın başka hiç bir yerinde yetişmeyen birçok bitkiye rastlayabilirsiniz. Sarıkız zirvesi bile, bölgedeki 32 endemik bitkiden 12’sini barındırıyor. Bitki zenginliği sayesinde Kaz Dağları’nın Alplerden sonra dünyanın en yüksek oksijen oranına sahip dağları olduğu söyleniyor.
Kazdağları eteklerindeki Yeşilyurt Köyü bu bölgenin dağ havasını koklamak isteyenler için ideal bir yer. Köyün diğer yerlere göre avantajı hem dağ tarafında bulunması hem de sahile en yakın köy olması. Ayrıca otel ve konaklama tesislerinin bolluğu da diğer bir avantaj. Eski konakların bir kısmı restore edilerek otele dönüştürülmüş. Yeniler ise daha modern ama tümü de yörenin geleneksel mimarisine uygun olarak taştan yapılmış.
Arıs Taş Ev / Küçük Çetmi Köyü (0286 7521919), Bamteli Yol Konağı / Yeşilyurt (0286 7520500), Çetmihan / Yeşilyurt (0286 7526169), Kazdağı Yeşilyurtevleri / Yeşilyurt (0286 7526384) Manici Kasrı / Yeşilyurt (0286 7521731), Öngen Caountry Hotel / Yeşilyurt (0286 7522434-35)
NAMRUN YAYLASI
 1200 metre yüksekte kanyon cenneti
Bolkar Dağları, İçel’in arka planını oluşturan Orta Toroslar’ın en yüksek kesimi. Namrun, bu dağın eteğinde, denizden 1200 m. yükseklikte. Bir zamanlar Tarsus’un geleneksel yaylasıydı. Hızla gelişti. 1990’da, Çamlıyayla adıyla İçel’e bağlı ilçeye dönüştü. Kışın nüfusu dokuz bin, yazın 100 bini aşıyor.
Adını tepesindeki iyi korunmuş durumda olan heybetli Ortaçağ kalesinden alan yayla, bulunduğu coğrafyanın nadir özelliklerini taşıyor. Çukurova’da denize dökülen Tarsus Çayı’nın iki ana kolu Namrun topraklarından doğuyor. Her iki akarsu Bolkarlar’da açtıkları derin ve geniş vadiler içinde, yer yer kanyonlar oluşturarak çam ormanlarının içinden, bol ve berrak sularıyla hızlı bir şekilde akıyor. İşte Namrun tam bu iki vadi arasında, çam ağaçlarıyla kaplı bir tepede. Dolayısıyla her iki vadinin vahşi doğa güzelliklerine buradan ulaşmak mümkün. Cehennem Deresi’nde Gökbirevlek gibi kanyonlar, Suçatı gibi alabalıkların oynaştığı su kavuşma yerleri, Karasu gibi pınar-şelaleler var. Bölge dağ keçisi koruma alanı. Kadıncık Vadisi, kayaların arasından fışkıran sularla başlıyor. Yamaçtaki çok sayıdaki gözeden çıkan sular bir çaya dönüşüyor. Papazın Bahçesi adlı bölgede muhteşem bir şelale yaparak Kadıncık’a dökülüyor. Ulaşımı çok zor olan Karasu Kanyonu’nda ise çayın her iki tarafından çıkan kaynak suları bir anda çayı ikiye katlıyor.
 Yayla, yazın Bolkar Dağları’na göçen Çukurova Yörükleri’nin geçiş yolunda. Göç yolunu izleyip göçerlerin kamp kurduğu 3000 metredeki geniş düzlükleri gezmek mümkün. Kartalların yuva kurduğu Aydos Dağı (3300 m.) ve Bolkarlar’ın incisi Çinili Göl ile Alagöl bu bölgede. Düzlüklerden dağın arkasındaki Ulukışla veya Ereğli’ye inilebiliyor. Dolayısıyla dağı boydan boya geçen Namrun-Ulukışla veya Namrun-Ereğli hatları sıkı birer off-road parkuru oluşturuyor.
BALI, KAR DONDURMASI ÜNLÜ
Çukurova’nın dayanılmaz sıcaklarından kaçan Tarsus, Mersin ve Adanalılar Çamlıyayla’ya yazlıklar yaptırmış. Arazinin genişliği, yerleşenlerin doğaya gösterdikleri özen, yerel yönetimin duyarlılığı sayesinde Çamlıyayla, yakınındaki ünlü Gülek Yaylası gibi betonlaşmamış. Villa tipindeki yazlıklar çamların arasına, hatta görünmeyecek biçimde yaygın olarak dağılmış. Dağ atmosferi korunmuş.
Namrun merkezi ve çarşı büyük gelişmeye karşın orijinal havasını, yayla pazarı özelliğini büyük ölçüde koruyor. Özgün mimariye sahip nefis Namrun evleri oldukça azalmış durumda. Bununla birlikte yeni yapılan birçok ev, bu orijinal mimarinin izlerini taşıyacak şekilde tasarlanmış.
Namrun çarşısında yöreye özgü Karsambaç’ın tadına bakılabilecek birkaç dükkan var. Bir çeşit yayla dondurması olan Karsambaç, Toroslardan at sırtında çuvallarla getirilen obruk karlarının bir tas içinde ezilip çeşitli meyve şuruplarıyla karıştırılmasıyla yapılan serinletici, nefis bir tatlı. Namrun’un bembeyaz çiçek balı da meşhur. Temmuz ortasından itibaren satışa sunuluyor.
Rüzgarlı olmamasına rağmen, en sıcak yaz günlerinde bile bunaltmayan, gölgede serin ve tatlı bir havası olan yayla esas olarak yöre halkına hitap ediyor. Kale Mahallesi’ndeki Turistik Dağ Oteli’nde de kalmak mümkün.
|
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
22/7/2007 - Türkiye'nin en güzel yaylaları
 İnsana özgürlüğünü hissettiren yaylalar, serinlemek ve kafa dinlemek için ideal yerler arasında. Karadeniz başta olmak üzere tam bir yayla cenneti olan ülkemizin önde gelen gezgin, fotoğrafçı ve seyahat meraklıları Türkiye'nin en güzel yaylalarını seçti..
İnsana özgürlüğünü hissettiren yaylalar, serinlemek ve kafa dinlemek için ideal yerler arasında. Karadeniz başta olmak üzere tam bir yayla cenneti olan ülkemizin önde gelen gezgin, fotoğrafçı ve seyahat meraklıları Türkiye'nin en güzel yaylalarını seçti..
Ayder Yaylası (Rize) * * * * Uzungöl Yaylası (Trabzon) * * * * Bektaş Yaylası (Giresun) * * Elmalı Yaylası (Antalya) * *
Ayder Yaylası (Rize) 1987'de Doğu Karadeniz'in ilk turizm merkezi ilan edilen Ayder Yaylası, Çamlıhemşin ilçesinin 19 km. güneydoğusunda, 1350 m. yükseklikte. Çam ormanlarıyla kaplı bu bölgeye ulaşım için asfalt yol yapılınca, turizm potansiyeli de artmış. Ancak bu artış Ayder'in bakir doğasına gölge düşürüyor. Dünyanın en güzel suyuna sahip olan Ayder'de pet şişelerde su satılıyor. Saffet Emre Tonguç, Vedat Atasoy, Mehmet Zaman ve Lütfi Özgünaydın, Ayder'in, ülkemizin en güzel yaylalarından biri olduğunda hemfikirler. Lütfi Özgünaydın, "Şelalesi çok güzel. Su, çok yüksekten dökülüyor. Hiç bitmeyecekmiş gibi bir duygu yaratıyor. Ayder çok özel bir yer," diyor. Saffet Emre Tonguç ise "Kaplıcalarıyla bitki örtüsü, trekking olanakları ve şelaleleriyle meşhur Ayder Yaylası'nda Kuspuni Oteli ve Haşimoğlu Otel'i tavsiye ederim," diyor. Kuspuni Tel: (0464) 657-2052, Haşimoğlu Tel: (0464) 657-2037. Otel Yeşil Vadi Tel: (0464) 657 20 50, Serender Pansiyon Tel: (0464) 657 22 01, Nehirim Otel Tel: (0464) 657 20 45 (Aldığı oy: 4)* * * *
Uzungöl Yaylası (Trabzon) Lütfi Özgünaydın, Amelie Edgü, Volkan Konak ve Haluk Özözlü'nün ülkemizin en güzel yaylaları arasında saydıkları Uzungöl Yaylası, jüri üyelerimizden Haluk Özözlü için, 'zirvede şirin bir göl, taze alabalık, yemyeşil bir ortam, dağ havası, bol su, bungalov tipi ahşap evlerde konaklama'yı ifade ediyor. En güzel yaylalar arasında Uzungöl'ü de sayan Lütfi Özgünaydın ise bir fotoğrafçı gözüyle, "Çok naif. Sisi, ormanı, gölüyle doyumsuz bir güzellik. Hele çeşit çeşit çiçekleri..." diyor. Sadece Uzungöl Yaylası'nı 'güzel' bulduğunu belirten jüri üyemiz Amelie Edgü, farklı bir yorumla, ülkemizdeki pek çok yaylayı gördüğünü, ancak hemen hepsinde naylonlarla kaplı evlerin görüntü kirliliği yarattığını; Uzungöl (Çaykara Yaylası) dışında hemen hemen hiçbir yaylanın naifliğini koruyamadığını düşündüğünü belirtiyor. Trabzon'daki Uzungöl Yaylası'nda konaklanabilecek başlıca yerler: Keleş Otel Tel: (0462) 656 63 21, Özkan Tesisleri Tel: (0462) 656 61 97 (Aldığı oy: 4)* * * *
Bektaş Yaylası (Giresun) Tayfun Talipoğlu ve Atatürk Üniversitesi Coğrafya Bölümü'nden Dr. Mehmet Zaman'ın ülkemizde en çok beğendiği yaylalardan olan Bektaş Yaylası, Giresun'un güneybatısında Dereli ile Bulancak ilçelerinin sınırlarının kesiştiği bir alanda yer alıyor. Yörük Tepesi'nin güneyinde 2000-2250 m yükseklikte. Kır çiçekleriyle ünlü olan yaylada, elektrik, telefon, su gibi altyapı olanakları mevcut. Yaz başlarında bile yer yer kar görülen yayladaki Kurttepe Mevkii, kışın kayak yapmaya uygun. Bektaş Yaylası'nda her yıl ağustos ayının ilk haftasında yayla şenlikleri düzenleniyor. Konaklama için alternatif: Karagöl Otel Tel: (0454) 388 20 48 (Aldığı oy: 2)* *
Elmalı Yaylası (Antalya) Kaş'ın üst taraflarında yer alan ve Antalyalıların da yaz sıcaklarından kaçmak için tercih ettikleri Elmalı (Gümbe) Yaylası, Fatih Pınar ve Vedat Atasoy'un tercihleri arasında yer alıyor. 1050 m. yükseklikte bir yayla kenti görünümündeki Elmalı, tarihi dokunun büyük ölçüde korunduğu ender bölgelerden. Elmalı çevresinde yayla turları için de uygun mekânlar var. Çamkuyusu Yaylası'nda sedir ormanları arasında yürüyebilir, dağcılıkla ilgileniyorsanız Kızlarsivrisi Tepesi'ne tırmanmayı deneyebilirsiniz. Elmalı'da toplam 250 yatak kapasitesi olan birkaç pansiyon var. Uçarsu Pansiyon Tel: (0242) 831 40 61, Cenk Otel Tel: (0242) 844 39 15, Zimbad Otel Tel: (0242) 844 34 75 (Aldığı oy: 2)* *
Kafkasör Yaylası (Artvin) Kafkasör Yaylası, Artvin şehir merkezinin 10 km. güneybatısında yer alıyor. Ormanlarla çevrili yaylanın yüksekliği 1250 metre. Ender bulunan bitki türlerine sahip yayla, her yıl Kafkasör Kültür ve Sanat Festivali'ne ev sahipliği yapıyor. Yayla, jüri üyelerimizden Tayfun Talipoğlu ve Vedat Atasay'ın ülkemizin en güzel yaylaları arasında saydıkları yaylalardan biri. Ancak burada konaklama imkânı sınırlı. Artvin Belediyesi'nin bungalovları için Tel: (0466) 212 10 34, Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü Tesisleri Tel: (0466) 212 11 44 (Aldığı oy: 2)* *
Borçka Karagöl Yaylası (Artvin) Fotoğraf sanatçısı Burcu Tuğba Düzgüner Borçka Karagöl Yaylası için "Yeşilin sayısız tonuyla süslenmiş bir orman denizinin içerisindeki Karagöl, üzerinde sis bulutlarıyla çok etkileyici görüntülere ev sahipliği yapıyor. Gölün üst kısımlarında yer alan ünlü Otinga Ormanları'nda, vaşak, boz ayı, çengel boynuzlu dağ keçisi, dağ tavuğu, yırtıcı kuşlar izlenebiliyor," diyor. Anzer balı, yayla balı ve bölgede yetişen tütün, Artvin'in temel geçim kaynaklarından. Bölgede kalınabilecek yerler için birkaç alternatif: Beyazsu Pansiyon Tel: (0466) 415 20 98, Karagöl Pansiyon Tel: (0466) 475 21 70 (Aldığı oy: 1)*
Çermik Yaylası (Erzurum) Fotoğrafçı Fatih Pınar'ın Türkiye'deki en güzel yaylalardan biri olarak değerlendirdiği Çermik Yaylası, Deli Çermik Kaplıcası'yla ünlü. Şifa dağıttığı söylenen Deli Çermik'in çamurunun özellikle cilt hastalıklarına ve eklem rahatsızlıklarına iyi geldiği biliniyor. Özellikle ağustos ve eylül aylarında yayla manzarasının tüm özellikleriyle izlenebildiği bölge çam ağaçlarıyla da ünlü. Konaklama konusunda alternatiflerden biri, Erzurum şehir merkezindeki Otel Polat Tel: (0442) 235 03 63 (Aldığı oy: 1)*
Dokurcun Yaylası (Sakarya) Dokurcun Yaylası, Haluk Özözlü'nün en sevdiği yaylaların başında geliyor. Haluk Özözlü, Dokurcun Yaylası için, "Sünnet ve Sülüklü gibi set göllerine sahip. Ankara, İstanbul ve Bolu'da yaşayanların hafta sonunda kaçtığı yerlerden biri. Turların vazgeçilmez uğrak noktası. Kolay ulaşım, rüzgâr sesi, temiz hava, bol yeşil," diyor. Sülüklü, Acelle gibi farklı isimlerle de anılan yaylayı ziyaret etmek isteyenler için konaklama ve yeme içme konusunda birkaç alternatif: Göynük Otel Restoran Tel: (0374) 451 62 78, Göynük Belediye Oteli Tel: (0374) 451 60 35, Estentepe Oteli Tel: (0374) 311 40 84 (Aldığı oy: 1)*
Kadırga Yaylası (Gümüşhane) Mehmet Zaman'ın en güzel yaylalar arasında saydığı Kadırga Yaylası; Doğu Karadeniz yaylaları içinde en kalabalık ve en eskilerden biri. Tonya, Maçka ve Kürtün ilçelerinin kesiştiği yerde bulunan Kadırga Tepesi'nin yamacında kurulmuş. 2300 m. yükseklikte yer alan ve sadece yaz aylarında iskân edilen Kadırga Yaylası'nın en önemli özelliklerinden biri, çevresindeki yaylaların alışveriş ve eğlence merkezi olması. Temmuz ayının üçüncü haftasının cuma gününde Otçular Şenlikleri düzenleniyor. Yaylada konaklama tesisi yok. Çadır ve kamp imkânı mevcut. (Aldığı oy: 1)*
Karçal Yaylası (Artvin) Gezgin, fotoğrafçı Burcu Tuğba Düzgüner, en çok beğendiği yaylalardan biri olan Karçal Yaylası için şunları söylüyor: "Kaçkar Dağları'nın ve Artvin'in panoramik olarak seyredilebildiği bu yayla göz kamaştırıcı manzaralarla süslü. Doğu yüzü uçurum olan ve Kaçkar Dağları'nı bile kıskandıracak güzelliğe sahip bu yaylada zirveden hemen önce bir buzul gölü bulunuyor." Karçal Dağları'nın eteklerindeki bu yayla, dağdaki patikalardan yaylaya doğru yürüyüş parkurlarıyla ünlü. Yaylada çadırda konaklamak veya kamp kurmak mümkün. (Aldığı oy: 1)*
Diğerleri Kardüz Yaylası (Gölyaka-Düzce) Kavron Yaylası (Çamlıhemşin) Kozak Yaylası (Bergama ile Burhaniye arasında) Kusera Yaylası (Maçka-Trabzon) Kümbet Yaylası (Giresun) Lişer Yaylası (Trabzon) Macahel-Gorgit Yaylası (Artvin) Pokut Yaylası (Çamlıhemşin) Pozantı Tekir Yaylası (Adana) Süphan Yaylası (Van) Şavşat-Karagöl Yaylası (Artvin) Şolma Yaylası (Maçka-Trabzon) Topuk Yaylası (Düzce) Uzunyayla (Kayseri) Yeşilyayla (Korkuteli-Antalya)
|
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
16/7/2007 - Zayıflatan çamur

Fizyoterapist Vedat Akar, ''Şifalı çamur ve termale giren kişilere masaj, yoga, meditasyon ve uzak doğu terapilerini uygulayarak hücrelerinin yenilenmesi sağlıyoruz'' dedi.
Akar, İzmir'in Çeşme ilçesindeki Doğal Şifa Merkezi Şifne Çamur Banyoları'nda uyguladığı çamur ve terapi yönteminin, hücrelerin yenilenmesine yol açtığını kaydetti. Çamur ve termalin vücuttaki toksinlerin boşaltılmasına yardımcı olduğunu ifade eden Akar, çamura ve termale giren kişilere masaj, yoga, meditasyon ve Uzak Doğu terapilerinin uygulandığını kaydetti. Doğal yollarla hücrelerin yenilenmesiyle vücuttaki hastalıkların önlendiğini savunan Akar, hastalıkların da tedavisine yardımcı olunduğunu vurguladı.
Akar, çamur banyolarının, romatizması olanlar, kanser, felç, kalp krizi gibi rahatsızlıklar nedeniyle geçirilen operasyonlar sonrasında vücuda eski gücünü kazandırdığını öne sürerek, insanların bu tür şikayetlerle karşılaşmamak için de çamura başvurduğunu söyledi.
NASIL ZAYIFLATIYOR?
Termal ve çamurun akupunktur etkisi yaptığına işaret eden Akar, zayıflamak amacıyla gelenleri önce doğru bir beslenmeye aldıklarını bildirdi. Akar, uygulanan terapilerle vücudun toksinlerden temizlendiğini, toksinlerin hücrelere verdiği zararın önüne geçildiğini ifade ederek şunları kaydetti:
''Uygulamalarımız besinlerin daha iyi kullanılmasına, hormonların daha iyi salgılanmasına yardımcı oluyor. Beyin ve hücreler arasındaki bağlantıyı kuruyor. Rahatlatıcı etkisi zihin ve ruh sağlığı üzerinde olumlu etki yapıyor. Tüm bunlar bir araya gelince beden, zihin ve ruh sağlığı bütünleşiyor.''
Akar, yöntemin yaşlılık belirtilerini de azalttığını ileri sürdü.
''GÜZELLEŞTİRİYOR''
Ressam ve spor merkezi işletmecisi Gülay Tayanç ise buraya yoga için geldiğini, ancak çamuru keşfettiğini belirterek, çamuru bir kez denedikten sonra memnun kaldığını, daha sonra aldığı bilgilerle bunun ciltteki lekeleri giderdiğini, güzelliğin yanı sıra minerallerle cildi beslediğini öğrendiğini kaydetti.
Düzenli olarak geldiğini ifade eden Tayanç, çamurun deride yaşlılıkla oluşan lekeleri başka bir kozmetik ürüne gerek duymadan silikleştirdiğini, ayrıca bedeni rahatlatıcı bir etkisi olduğunu söyledi.
|
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
21/6/2007 - Afrika sıcakları alarmı!
 Kuzey Afrika üzerinden gelmesi beklenen sıcak hava kütlesi yarından itibaren yurdu etkisi altına alacak .. Yurdun güney ve iç bölgelerinden yarından itibaren yüksek sıcaklık bekleniyor. Meteorolojik verilere göre, Türkiye genelinde hava sıcaklığı güney ve iç kesimler başta olmak üzere Haziran ayı normallerinin 2-4 derece üzerinde seyrederken, yarından itibaren sıcaklıklarda 5-6 derece daha artış bekleniyor.
Hafta boyunca beklenen bu sıcaklık değerlerinde yarın (Cuma) Kuzey Afrika üzerinden gelmesi beklenen sıcak hava kütlesinin etkisi ile 5-6 derece daha artış tahmin ediliyor.
Sıcak hava kütlesinin (kuru ve oldukça sıcak) 22-24 Haziran'da Marmara, Ege, Batı Akdeniz ve İç Anadolu, 24-26 Haziran'da ise güney ve iç kesimlerde etkili olması bekleniyor.
Sıcak hava kütlesine bağlı olarak en yüksek sıcaklık değerlerinin Ege Bölgesi'nde 40-43 derece, Marmara Bölgesi'nde 37-39 derece, Akdeniz Bölgesi'nde 36-40 derece, İç Anadolu Bölgesinde 36-37 derece dolayında olması tahmin ediliyor.





KIRMIZI ALARMA GEÇİLDİ!
Bursa Orman Bölge Müdürlüğü, Devlet Meteoroloji İşleri Genel Müdürlüğünün, Kuzey Afrika üzerinden gelmesi beklenen sıcak hava kütlesinin etkisi ile bazı bölgelerde hava sıcaklığının 22 Hazirandan itibaren 5-6 derece artabileceği yönündeki uyarısı üzerine ''Kırmızı alarm'' durumuna geçti.
Orman Bölge Müdürü Ali Girgin, yaptığı açıklamada, meteorolojik veriler ışığında cuma gününden itibaren Marmara Bölgesi'nde sıcaklığın 39-42 dereceye çıkmasının beklendiğini belirtti.
Aşırı sıcakların yangın riskini de artırdığını, bu nedenle bölge müdürlüğünün sorumluluk alanındaki
Bursa, Bilecik ve Yalova'da orman yangınlarıyla mücadelede 3. seviye olan ''Kırmızı alarm'' durumuna geçtiklerini anlatan Girgin, bütün kurumların işbirliğinin yanı sıra basın organlarının ve vatandaşların da duyarlılığını öngören alarm çerçevesinde tüm yangın ekiplerinin, gözetleme kulelerinin, teknik elemanların ve orman mühendislerinin teyakkuzda olduğunu söyledi.
Girgin, Afet Yönetim Merkezine bilgi verildiğini, belediyelerin, Karayolları, DSİ gibi kurumların olası bir yangın durumunda kendilerini yardımcı olmak üzere hazırlıklarını yapacaklarını kaydetti.
SMS ARACILIĞIYLA UYARI
Devriye ekiplerin köyleri tek tek gezerek anonsla uyarılarda bulunacaklarını, tüm köy muhtarlarına GSM aracılığıyla mesaj çekeceklerini ifade eden Girgin, piknik alanlarında da özel önlemler alacaklarına dikkati çekti.
Sıcak havalarda ağaçlık ya da ekili alanlarda yakılan ateşlerin de büyük risk oluşturduğunu anımsatan Girgin, ''Vatandaşlarımızdan, her ne sebeple olursa olsun açık alanda ateş yakmamalarını önemle rica ediyoruz'' dedi.
|
|
Yorum (2) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
21/6/2007 - Çeşme kalite konusunda kararlı

Türkiye'de turizm hareketinin öncü beldelerinden çeşme, başta Akdeniz kıyılarındaki turizm merkezleri olmak üzere, son 10-15 yıldır uygulanan ''her şey dahil'' sistemle birlikte önemli ölçüde pazar kaybetse de kaliteden ödün vermemek adına bu sisteme geçmemekte direniyor. ..
Turizmde, kaliteden ödün vermeden yer edinme hedefini ısrarla koruyan Çeşme, kalite ve fiyat dengesi nedeniyle oluşan dış pazara açılamama sorununu da kalitesini daha üst noktaya taşıyarak aşmayı planlıyor. Çeşme Otelciler Birliği Yönetim Kurulu Üyesi ve Ilıca Hotel Genel Müdürü Yakup Demir, AA'ya yaptığı açıklamada, nisan ayında açılan 2007 sezonunun, ülke genelinde olduğu gibi Çeşme'de de 2006 yılına göre çok daha iyi olacağı umudunu taşıdıklarını söyledi.
Şu ana kadar yaz dönemine ilişkin ulaşan rezervasyon iletişimlerinin hayli yüksek olduğunu, temmuz-ağustos ayları doluluk oranlarının yüzde 70-80'lere ulaştığını belirten Demir, bu rezervasyonların neredeyse tamamının Çeşme'nin dış pazara çok açık olmaması nedeniyle iç pazardan geldiğine işaret etti.
Demir, bu durumun Çeşme'deki turizm anlayışıyla dış pazar beklentilerinin uyuşmamasından kaynaklandığını ifade ederek, şunları kaydetti: ''Çeşme, dış pazara çok açık değildir. Türkiye'de son zamanlardaki turizm yapısında ciddi değişiklikler oldu. Rekabet piyasası, turizmde çok ciddi olumsuz pazarlama faktörlerini getirdi. Bunun en üstünde 'her şey dahil' sistem geliyor...
Burada, İzmir'den başlayarak, hatta tüm İzmir destinasyonuna kesinlikle 'her şey dahil'in girmesini istemiyoruz. Çünkü, giren yerleri ciddi şekilde tahrip etti, olumsuz kıldı.''
''TURİZMİN İÇERİĞİYLE AYKIRI''
''Her şey dahil'' sisteminin, öncelikle turizmin içeriğiyle bağdaşmadığını söyleyen Demir, şöyle devam etti: ''Bu, son 10 senenin modası. Bir defa turizmin içeriğinde, gezmek, dolaşmak, kültür var... Ama insanlar, 'Bir kola veya bir birayı dışarıda içmeyelim' hesabını yaptıklarından, maalesef otel dışına çıkmıyor. Bu da turizm kelimesinin içeriğiyle buluşmuyor. Çeşme, bu konuda şu ana kadar dayandı ve gelecekte de dayanacağı inancındayız.''
DIŞ PAZAR DA KALİTEYLE CEZBEDİLECEK
Yakup Demir, Çeşme'nin kaliteli hizmet anlayışında, Türkiye'deki diğer turizm beldelerinin, hatta İtalya ve Yunanistan'ın ilerisinde olduğunu savunarak, turizm açısından ''beach clup''ları, çarşısı, restoranlarıyla Çeşme'nin sahip olduğu zenginliklere çok az yerin sahip olduğunu belirtti.
Dış pazarda bugün için yaşanan sorunları da aynı anlayışla, kaliteyi yükselterek aşmayı hedeflediklerini belirten Demir, bunun için Türkiye Turizm Yatırımcıları Derneği'nin (TYD) bir pilot bölge ilanı olduğunu; bu çerçevede Çeşme, Tekirova gibi beldelerde Sardunya örneğinin uygulanması planı bulunduğunu bildirdi.
İtalya'nın Sardunya Adaları'nın, oluşturulan standart ve atmosferle Avrupa'da tüm özel misafirlerin tatil beldesi olduğunu belirten Demir, ''Bu adayı örnek alarak, Çeşme'de turizm hedefimizi ve turizm kalitemizi yükseltmek istiyoruz. Bu doğrultuda da adımlarımız var'' dedi. Demir, Sardunya Adaları modelinin, Çeşme'nin özellikleri dikkate alındığında çok benzeştiğini, bunun için çok büyük finansmanlara da ihtiyaç olmadığını vurgulayarak, şöyle konuştu: ''Öncelikle Sardunya Adaları'nda ciddi bir standart var. Mesela Sardunya'da taksiler beyaz Mercedes'tir ve o standartta gelişmiştir. Çok iyi bilgilendirme formu var. Sardunya Adaları'nın girintili çıkıntılı koylarında çok özel servisler vardır. Her koy, bir şekilde değerlendiriliyor. Sardunya Adaları'nda dünyanın en önde gelen butikleri mevcuttur. Bu, Çeşme'de neden olmasın. Hatta yarısı var. Önemli olan hepsini yapıp, 'Biz Sardunya Adası kadar güzeliz' deyip ortaya çıkmaktır. Bu standartları yapmak için herhangi bir finansmana da çok ihtiyaç yok.''
TURİZM TAHSİSLERİNİN İPTAL EDİLMESİ
Bu çerçevede, Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından Çeşme'de yapılan turizm tahsislerinin iptal edilmesinin bazı turizmciler üzülmesine rağmen, sevindirici olduğunu belirten Demir, Çeşme'nin ihtiyacının 500 ya da 1000 yataklı dev 5 yıldızlı oteller değil, butik ve özel belgeli oteller olduğunu kaydetti.
Çeşme'nin, turizmde kaliteyi arayanların yeri olduğunu vurgulayan Demir, konuklarına dünya standartlarının da üstünde yüzde 95 memnuniyet düzeyi ile hizmet verdiklerini ve iyi, kaliteli ve anılarda kalan bir tatil yapmak isteyen herkesi Çeşme'ye beklediklerini sözlerine ekledi.

|
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
21/6/2007 - Tarihi mağaralar turizme açılacak

Diyarbakır'ın Ergani İlçesinde bulunan ve Anadolu'nun en eski mağara yerleşim alanlarından biri olan Hilar Mağaraları turizme kazandırılıyor.
Diyarbakır'ın Ergani ilçesinde bulunan ve Anadolu'nun en eski mağara yerleşim alanlarından biri olan Hilar Mağaraları turizme kazandırılıyor. ..
Diyarbakır Müze Müdür Vekili Nevin Soyukaya, Ergani ilçesine 8 kilometre uzaklıktaki Anadolu'nun en eski mağara yerleşim alanlarından biri olan Hilar Mağaraları'nın turizme kazandırılması amacıyla geçen İl Özel İdare Müdürlüğü iş birliğiyle bir çalışma başlattıklarını söyledi.
Çalışma kapsamında mağaraların kültür turizmine kazandırılması için bir yandan çevre düzenleme projelerinin hazırlandığını, bir yandan da tarihi kazı çalışmalarının başladığını aktaran Soyukaya, mağaraları koruyup turizme açmak istediklerini bildirdi. Mağaralarda çevre ve güzergah düzenlemesi, tuvaletler, levhalar ve gişelerin yapılacağını, giriş çıkışların kontrol altına alınacağını kaydeden Soyukaya, mağaraların yakınında yol güzergahı üzerinde olan yaklaşık 100 haneli Hilar köyünün de yol ve çevre düzenlemesinin yapılacağını belirtti.
KÖYLÜLERE TURİZM EĞİTİMİ
Soyukaya, Hilar köyünde yaşayan köylülere de turizm konusunda eğitim verileceğini ifade ederek, şöyle dedi: ''Turistler Diyarbakır'a günübirlik geziler için geliyor. Turistleri kentte tutmak için yeni tarihi mekanların turizme kazandırılması gerekiyor. Hilar Mağaraları kentimizin yeni turistik bir mekanı olacak. Hilar Mağaraları, MÖ 12 binde mağara yerleşimi, MS 2. ve 3. yüzyılda Roma döneminde de kaya mezar olarak kullanılmış. Geçen yılki çalışma için 80 bin YTL ayrılmıştı. Bu yılki çalışma bu ayın sonunda başlayacak. Onun için de 100 bin YTL ayrıldı. Önümüzdeki yıl da turizme açmayı hedefliyoruz.
Çok geniş bir alan olduğu için kazıları 2 etap halinde yapıyoruz. Geçen yıl 1. etapta başlatılan çalışma bu yıl bitecek ve 2. etaba başlanacak. Turizme açıldıktan sonra da tarihi kazılar sürecek. Tarihi kazılarda antik kent ve kaya mezarlar ortaya çıkarılacak. Tarihi mağaralarda ilk kez turizme dönük bir çalışma yapılıyor.''

|
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
19/6/2007 - Afrika sıcakları geliyor

Türkiye’nin güney, iç ve batı bölgelerinde 22 Haziran Cuma gününden itibaren yüksek sıcaklık bekleniyor.
Sıcaklık değerlerinde, Kuzey Afrika üzerinden gelmesi beklenen sıcak hava kütlesinin etkisiyle cuma gününden itibaren 5-6 derece artış bekleniyor. Sıcaklıkların 22-24 Haziran tarihleri arasında Marmara, Ege, Batı Akdeniz ve İç Anadolu’da, 24-26 Haziran tarihleri arasında da güney ve iç kesimlerde etkili olması tahmin ediliyor. Sıcak hava kütlesine bağlı olarak tahmin edilen en yüksek sıcaklık değerleri şöyle: Ege Bölgesi (İzmir, Manisa, Denizli, Aydın) 40-43 derece, Marmara Bölgesi (İstanbul, Balıkesir, Bursa, Kocaeli, Sakarya) 37-39 derece, Akdeniz Bölgesi (Adana, Isparta, Burdur, Muğla, Antalya) 36-40 derece, İç Anadolu Bölgesi (Ankara, Eskişehir, Konya, Kayseri, Kırıkkale) 36-37 derece.
|
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
19/6/2007 - Tesettür otel bikinili otele kancayı taktı

Bera Otelin Genel Müdürü Mehmet Han Çopur, dün yaptığı açıklamada Alanya'daki tesettür otellerin yanındaki Oasis otele tangalıların gelmesinden müşterilerinin rahatsız olduğunu söyledi ve şöyle dedi: Biz karşı değiliz ama kısmet olursa yan tarafı da seneye alıp bu sorunu kökten çözceğiz.
Son dört buçuk yılda sayısı 6'dan 27'ye çıkan "tesettür otel" modası sürüyor. Edremit Körfezi ve Didim ile başlayıp daha sonra Alanya'ya yönelen muhafazakar otel konsepti, termal tesisler ve şehir otellerini de içine alarak Kuşadası, İstanbul, Eskişehir, Kahramanmaraş, Afyon ve Çeşme'ye kadar yayıldı. Otellerin yatırımını ve işletmeciliğinde Kombassan, Kamer, Atlas ve Yimpaş Holding gibi şirketler başı çekiyor.
Bu otellerden birini de Kombassan Holding haziran ayı başında hizmete aldı. Anadolu'da 3 yılda 7 otel daha açmayı planlayan Kombassan Holding Antalya'daki Bera Alanya Oteli'ni basına tanıttı. Genel Müdür Mehmet Han Çopur, tesettür otel sayısındaki artışın AK Parti iktidarında gerçekleşmesini tesadüfe bağlıyor. "Her gün çevre otellerin müdürleri otellerini tesettür otele dönüştürmek için yardım istiyor" diyen Çopur, bir yıl önce 150 euroya satılan odaların Bera'nın devreye girmesiyle birlikte yüzde 40 ucuzladığını vurguladı. Çopur, 2010 yılına kadar 150 milyon euroluk yatırım yaparak otel sayısını 10'a ulaştıracaklarını kaydetti.
Alanya'da 20 bin metrekare arazi üzerine 14 ayda kurulan Bera Alanya Oteli, 40 milyon euroya mal oldu. Gemi şeklinde inşa edilen otel, benzerlerinden farklı olarak sıfırdan alternatif turizm kapsamında inşa edilen ilk otel olma özelliği taşıyor. Mehmet Han Çopur, otelde kadınlara ait havuzları yüksek duvarlar içine hapsetmek yerine otelin terasında doğal bir ortamda yerini aldığına işaret etti. Bu yıl otelde 130 bin geceleme yaptırıp 10 milyon euroluk ciro elde etmeyi hedeflediklerini aktaran Çopur, müşterileri arasında eşi tarafından kıskanılan ve erkeklerin tacizlerinden kaçmak isteyen başı açık kadınların da bulunduğunu vurguladı. Dubai gibi İslam ülkelerinden turist getirmek için tanıtım ve pazarlama faaliyetlerine ağırlık verdiklerini vurgulayan Çopur, uluslararası tüm turizm fuarlarına katılacaklarını söyledi.
Rus turistlerin geldiği Oasis'i alabiliriz
Bera Alanya'nın hemen yanıbaşında ağırlıklı olarak Rus turistlerin kaldığı Oasis Tatil Köyü'nün sahilinde güneşlenen turistlerden bazı müşterilerin rahatsız olabileceğine dikkat çeken Çopur, "Tangalı hanımlar bizim iskeleye geliyor. Biz karşı değiliz ama kısmet olursa yan tarafı da seneye alıp bu sorunu kökten çözceğiz. Bize onlardan teklif geldi. Üç yıldır satmak istiyorlardı. Müşterilerin rahatsız olmasından değil, otelin büyümesi için Oasis'i alma planımız var" dedi.
Çopur, 2010 yılına kadar 10 otel hedefiyle yola çıktıklarını vurgulayarak, Karaman, İstanbul, Malatya, Samsun, Afyon ve Seferihisar'da tesisler kuracaklarını kaydetti. Toplam 150 milyon euroluk yatırım yapacaklarını belirten Çopur, otelin yapımı sırasında bazı günlerde para sıkıntısı çektiklerini ifade etti.
|
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
|
Hakkımda
Kategoriler
Arkadaşlarım
Özkan Özdemir isdemone catdere sosiloskop bilmece1 ortaklarim carblog gongul mavilidus siiiralemi healthman askalemim gulayseme birtanesieylem tepelirapciler gamze1907 elemegigoznuru2 dilarahilal rockunya sanalreklamlar
|